<?xml version="1.0" encoding="windows-1254"?><rss version="2.0"><channel><title>Dorukcan.Com - Yazılar için özet akışı..</title><link>http://www.dorukcan.com</link><description>abone konusu eklenir</description><webMaster>Dorukcan@Dorukcan.com</webMaster><copyright>2oo8-2o10 © Copyright Dorukcan.com</copyright><language>tr-TR</language><item><title>Eşek Paşa</title><link>http://www.dorukcan.com/yazilar-goster-171-esek_pasa.html</link><description>Kâmil Paşa,Kibris'a geziye gidiyordu.Eşref'e  Bir istegin varsa getireyim  dedi.Eşref buna çok sevindi:  Paşam görüyorsunuz artik yaslandim,yürüyünce yoruluyorum yokus da çikamiyorum.Bana bir Kibris esegi getirirseniz ömür boyu size duaciyim  der. Kâmil Paşa'yı dönüsünde,Eşref de karşılamaya gitmistir.Paşa, Eşref'i görünce:  aaa, Eşref, affedersin istedigini getirmeyi unutmusum,seni görünce eşek aklima geldi  demis. Esref'de: Aman Paşam,üzülmeyin,o eşek gelmese de olur,siz geldiniz,ya,sagolun. ...</description><author>Dorukcan</author><category>Okunma: 45</category><pubDate>12.Ağu.2010 02:03:41</pubDate></item><item><title>Hiç ?</title><link>http://www.dorukcan.com/yazilar-goster-170-hic.html</link><description>Bir insani hayatindan sonsuza kadar cikartmak zorunda kaldin mi hic? Hani ölmüs gibi, hani uzatsan da elini tutamayacagini bilmek gibi, her an kapindan iceri gülümseyerek girecegini bekleyip ama aslinda hic gelemeyecegini de bilmen gibi. Ne zor sey degil mi ölmedigini bilmek , ama ölmüs gibi ulasilmaz olmasi artik o insanin sana, ne kadar katlanilmaz bir gercek degil mi sen hala bu kadar sevgili iken? özlemek, bu kadar özlemek,etini kemigini yakarcasina özlemek. Cok kötü degil mi? Bu kadar özleyip onu görememek, ona dokunamamak, onu isitememek , artik sonunun “Pi” hali degil mi? Biliyorsun degil mi? Ne kadar umutsuz bir arayistir o, kalabalik caddede gecen binlerce yüze bakmak belki bir kez daha görebilmek icin o yüzü, belki biraz önce gecti bu kaldirimdan diye düsünmek, belki su an arkamda yürüyen insanlarin icinde bir yerde demek, belki su an üzerimdedir gözleri diye paranoyalar yasamak ne zordur degil mi? Ne kadar eritir insani fark etmeden. Sende biliyorsun degil mi bunlari.? Bir s...</description><author>symad</author><category>Okunma: 17</category><pubDate>11.Ağu.2010 00:25:56</pubDate></item><item><title>Müsait Olunca Beni Severmisin?</title><link>http://www.dorukcan.com/yazilar-goster-169-musait_olunca_beni_severmisin.html</link><description>link to MüsaitOluncaBeni Severmisin?' href='http://www.guzelsozlersitesi.com/index.php/hayati-degistiren-sozler/musait-olunca-beni-severmisin.html' rel='bookmark'>Müsait Olunca Beni Severmisin? İçeri girer girmez neşeyle bağırdı: -Anne biliyor musun bugün yuvada ne oldu? - Görmüyor musun ? Telefonla konuşuyorum. Herkesin sevdiği şey birbirine benzemiyordu. Annesi telefonu, babası arabayı seviyordu. Herşey erteleniyordu, telefon ve araba söz konusu olduğunda… Bir de eve misafir gelecek oldu mu kendisine hiç yer kalmıyordu. Nerelere gitseydi? Annesi kapattı telefonu. ! Mutfaktan tencere sesleri geliyordu. Koşarak yanına gitti: -Sana yardım edeyim mi ? dedi, en sevimli halini takınarak. Annesi manalı manalı baktı: -Hayırdır? Bir yaramazlık mı var? Bak bir de seninle uğrasmayayım. çok yorgunum zaten. Yorgunluk nasıl bir şeydi ? Bazen elinde oyuncağıyla uykuya daldığında anneannesi oyuncağı yavaşça elinden alır : -’Nasıl yorulmuş yavrucak. Uykunun gül kokulu kolları sarsın seni..’ diyerek a...</description><author>Murat</author><category>Okunma: 86</category><pubDate>11.Tem.2010 16:16:49</pubDate></item><item><title>Kuşak Çatışması</title><link>http://www.dorukcan.com/yazilar-goster-168-kusak_catismasi.html</link><description>body'> Kuşak çatışması Gençlik döneminde duygular yoğundur ve sürekli dalgalanma gösterirler. Genç sevinçle üzüntü, sevgi ile nefret arasında gidip gelir. Ruhsal tepkilerinde aşırılık, davranışlarındaki çelişki bu döneme özgü bir bocalamanın belirtisidir. Genç bir yandan içinden gelen dürtülerini dizginlemeye çabalarken öte yandan çevresi ile çatışmaya girebilir. İç dünyası ile dış dünya arasında dengeler kurmaya çalışır. Genç kendine özgü yaşamak istemekte, bağımsızlığını kazanmaya çabalamaktadır. Gencin aradığı yeni bir kimliktir. Ben neyim? Kimim? Nasıl bir insan olmalıyım sorularına yanıt arar. Bir kişi ve bir birey olarak ana babasından değişik özellikleri olduğunun bilincine varır. Kendisine ve çevresine eleştirici bir gözle bakar. O güne dek yanılmaz ve kusursuz tanıdığı ana babasını yeni bir değerlendirmeden geçirir. Onlarda hiç görmediği eksikler, beğenmediği yanlar bulur. öğütleri saçma, koydukları kuralları sıkı, yasakları anlamsızdır. Ne eğlenmesini bilirler, ne de giyinmes...</description><author>Murat</author><category>Okunma: 44</category><pubDate>04.Tem.2010 00:37:35</pubDate></item><item><title>Du Bakalım N'olecak</title><link>http://www.dorukcan.com/yazilar-goster-167-du_bakalim_n_olecak.html</link><description>-Necmiyaa? -Efendim. -Ne yaptın ben yokken? Necmiye yanayakıla anlatmaya girişiyor! -Ah,sorma... Nasıl sormasın, meraktan çatlıyor. -Ne oldu Necmiya? --öyle bir şey geldi ki başıma, şaştım şaştım kaldım. -Ne geldi başına? Necmiya saf saf anlatıyor! -Senin söylediğin sinemaya gitmek üzere çarşaflandım. -çok güzel. -çıktım sokağa -Avet? -Yolda giderken bir herif sokuldu yanıma? -Bir harif? -Evet... Ben gidiyorum, o da yanımda gidiyor. Ben gidiyorum o da gidiyor. Dur bakalım, ne olacak, diye merak ettim. Fıtık Amca çok bozulur ama, karısına belli etmemeye çalışarak o da şaşmış görünür! -Allah allah.. Ban da şok merak ettim. Du bakalim n'olecak? -Ben gidiyorum, o gidiyor... Böööyle yanımda. Dibimden ayrılmıyor. Dur bakalım n'olacak diyorum içimden... -Fasuphanellah... Du bakali n'olecak? -Bileti alıyorum, o senin dediğin sinemaya girdim,adam da girmez mi? Bu kez Fıtık Amca atik davranıp karısından önce sordu: -Ve minelgaraip.. Du bakali n'olecak? Sonra? -Sonra ben oturdum. O da yanımdaki b...</description><author>Dorukcan</author><category>Okunma: 159</category><pubDate>03.May.2010 17:49:46</pubDate></item><item><title>Üç Yeşil Yaprak</title><link>http://www.dorukcan.com/yazilar-goster-166-uc_yesil_yaprak.html</link><description>üç Yeşil Yaprak Yaprakların ne kadar sessiz.Geceyi deler gibi. Bak! Yanındayım işte. Senin yanında. Şimdi dokun… Dokun, bıraktığın bütün iyi yanlarınla. Nasıl olsa, Aynı kaldırımların taşları olacağız. Neden ürktün? Korkuyor musun? Oysaki; Sen korku nedir bilmezsin ki.. Ellerine bebekler alsan.. Yeni doğmuş bebekler.. çığlıkları kadar yalnız, Nefesleri kadar zenginsindir. Bazen.. Bazen olmuyor öyle değil mi? Bak! Gördün mü? Yağmur da yağmıyor. Aslını istersen suyu da yok bu hayatın. Sesi de belki. Kimbilir nereden düşecek papatyalar.. öfke mi? Yooo..hayır! öfke duyma.. öfke karnını doyurmak olur bu anın. Sen aç değilsin ki. Hiç aç olmadın ki. Sabah olmaktadır. Koca çınar, dibinde çöken yolcunun adımlarını öper. üç tane yeşil yaprağını döker. Biri burada şuanda dökülmekte. Biri döküldü. Birini de biz dökeceğiz. ...</description><author>Murat</author><category>Okunma: 108</category><pubDate>11.Nis.2010 13:36:23</pubDate></item><item><title>Kurt Farkı</title><link>http://www.dorukcan.com/yazilar-goster-165-kurt_farki.html</link><description>Kurt Farkı Bir elmanın iki yarısı gibiyiz dedi Mustafa. Elmayı ikiye böldü. İçindeki kurdu, kendi aldı.. Diğer yarısını Hakan'a verdi. Kurtsuz yarıyı alırken, adil mi? diye sordu Hakan. Ben istiyorum dedi Mustafa, adalet budur. Sustu ve aldı Hakan. İkisi de biliyordu bunun adil bir paylaşım olmadığını. Ortada bir kurt farkı olduğunu. Ancak adalet orda yazılıyordu. Aradan iki gün geçti. Mustafa ile Hakan kavga etti. Mustafa kurtlu elmayı ben yediğim için mi yaptın? diye sordu. Hayır dedi hakan. Kurdun sen elmayı keserken yere düştüğünü gördüğüm için. Bu hikayeden çıkarılacak ders, paylaşımın eğreti tarfını sunduğunuzda karşınızdakine, görünen kurt delikleri ile uğraşırken, görünmeyen delikler açabilirsiniz....</description><author>Murat</author><category>Okunma: 96</category><pubDate>11.Nis.2010 13:23:06</pubDate></item><item><title>Babalara‚ çocuklarıyla iyi iletişim rehberi</title><link>http://www.dorukcan.com/yazilar-goster-164-babalara‚_cocuklariyla_iyi_iletisim_rehberi.html</link><description>Babalaravveesbquo; çocuklarıyla iyi iletişim rehberi BABALAR VE KIZLARI REHBERİ Babaların kızlarıyla hayatın ilk dönemlerinde hayranlıkla başlayan özel ilişkilerivveesbquo; kız çocuklarının babalarının hayatlarındaki ilk erkek olmaları nedeniyle yoğun bir bağlılık duygusuyla kendini gösteriyor. Koruyucuvveesbquo; kollayıcı bir şekilde başlayan bu özel iletişimdevveesbquo; ergenlik çağından itibaren çatışmalar ortaya çıkıyor. Bu fırtınalı dönemde babalar ve kızları arasında en çok görülen sorunları sıralayan Dr. Ali Ayasvveesbquo; iyi iletişim rehberinin 7 vazgeçilmezini şöyle sıralıyor: Kural varsa anne de uymalı: Baba kızının giyim kuşamınavveesbquo; eve gidiş geliş saatlerine karışıyor. Genç kız isevveesbquo; babasına ben büyüdümvveesbquo; bana karışmayınvveesbquo; özgürüm diyor. Bu durumda baba kızına hoşlanmadığı davranışlar nedeniyle yasak koyuyor. Burada baba kural koyarkenvveesbquo; anne babadan gizli yasağı kaldırıyor. Oysa kurallara uyumun sağlanması davranış birliğiyle mümkün...</description><author>Murat</author><category>Okunma: 94</category><pubDate>11.Nis.2010 12:05:30</pubDate></item><item><title>Kapı Çalar</title><link>http://www.dorukcan.com/yazilar-goster-163-kapi_calar.html</link><description>Kapı çalar...Sabahın erken saatlerinde. Açarsınız. Sütçünüzdür gelen. Sütçünün litreliğinden kabınıza dökülen beyazlıkta sabahın güzelliğine kavuşursunuz. Gözünüzde pırıl pırıl bir sabah kahvaltısı canlanır. İçinizden bugün kahvaltıyı bahçede yapalım diye geçirirsiniz.Kapı çalar...Gelen postacıdır. Kucağında büyükçe bir paket. Uzattığı kağıda imza atarsınız. Daha önceden ısmarladığınız kitaplara kavuşmanın sevincini yaşarsınız. Zaten tatilde olduğunuzdan bu kitaplara çok ihtiyacınız vardır. artık canım sıkılmayacak  deyip keyiflenirsiniz. En çok merak ettiğinizi alıp şezlonga uzanırsınız.Kapı çalar... Kapıya koşarsınız. Yıllardır görmediğiniz bir dost gelmiştir. Sevinirsiniz. Sohbetleriniz saatler boyu hatta bütün gün sürer. yaşamak ne güzel dersiniz içinizden. Hele böyle dostlar varken.Kapı çalar... Dürbünden bakarsınız. Kimseyi göremezsiniz. Dönüp yeniden koltuğa gömülürsünüz. Bir daha çalar. Bakarsınız, yine kimse yok. Tam o sırada bir daha çalınca kapıyı açarsınız. Komşunuzun oğlu,...</description><author>Murat</author><category>Okunma: 139</category><pubDate>08.Nis.2010 14:23:12</pubDate></item><item><title>Yaşam</title><link>http://www.dorukcan.com/yazilar-goster-162-yasam.html</link><description>Yaşam Yaşam, iki kısımdan oluşur; Brüt yaşam - Net yaşam. Brüt yaşam, doğumdan ölüme kadar geçirdiğimiz süredir.Net yaşam ise, kendimizle ve sevdiklerimizle yaşayabildiğimiz, başkasının normallerine uymadığımız, içimizdeki sesi dinlediğimiz ve kendi kanatlarımızla yükselip, çook uzaklara uçabildiğimiz süredir. Lütfen yaşam vergileri kaçırıp, net yaşamınızda, brüt rakamınızı yakalayın.Net yaşamınızı da sapına kadar harcayın. Bankalarda, buzdolaplarında, sandıklarda saklamayın. Devretmeyin, ödünç vermeyin, ertelemeyin.Sıfır kilometre kanatlarınız, bomboş bir bordroyla, arkanızda, bu denizleri, bulutları, ağaçları, müzikleri, aşkları, dostlukları, kavgaları, gözyaşlarını, o güzelim güneşi, kedileri, kuşları, balıkları, dağları, fotoğrafları, Antep işi lahmacunu, damardan tuzlamayı bırakarak çekip gidivermeyin.Başka cennet yok. Cennet burada, içinizde, yanınızda, az ötenizde. Hoparlörde, kağıtta, bisikletin pedalında, pabucunuzun altında, Sırtınızdaki çantada, termosta, Küt küt ölünceye ka...</description><author>Murat</author><category>Okunma: 129</category><pubDate>08.Nis.2010 14:12:21</pubDate></item><item><title>Garba Açılan Pencere</title><link>http://www.dorukcan.com/yazilar-goster-161-garba_acilan_pencere.html</link><description>- Bizim orası küçük yer, taşra ili... Küçük yerde büyük görünmek kolay oluyor. Ben de daha lisenin onuncu sınıfındayken, ilin tek gazetesine başyazılar yazmaya başlamıştım. Herkes Kalemi kuvvetli maşallah diyordu.Liseyi bitirdiğim yıldı. Bizim ile demiryolu ulaştı. İlk tren gelecek. Herkeste bir hazırlık,bir hazırlık...Müftü Efendi bizim uzaktan akrabamız olur. Bana bir haber gönderdi: Aman bir nutuk yazsın, trenin geldiği gün okuyacağım...Müftü Efendi çok sayılan bir bilgin kişi. çocukluğumuzdan beri büyük, küçük hep böyle duymuşuz. Bize göre, Müftü Efendi'nin bilmediği hiçbişey yok. Gencimiz, yaşlımız buna inanmışız.Sanırım, Müftü Efendi o zaman yetmişini geçkindi. Bembeyaz uzun sakalı vardı. Evinden pek seyrek çıkardı. Böylece ağzından dökülen her hece, ayrı bir değer kazanırdı. Biz onun çok derin bilgisini, bu susuşundan çıkarıyorduk. En çok bildiği tarih, bizim ilin tarihiydi. Bütün il sınırlan içinde geçmiş olayları bilirdi. Şu evde kimler yaşamış, neler yapmışlar, eski yangınlar...</description><author>Dorukcan</author><category>Okunma: 351</category><pubDate>02.Nis.2010 16:58:21</pubDate></item><item><title>Mazeret Üretmek</title><link>http://www.dorukcan.com/yazilar-goster-160-mazeret_uretmek.html</link><description>Kendinize borçlusunuz... Mazeret üretme yeteneğinizi, gerçek üretkenliğe dönüştürebilirsiniz. Mazeretlerin çeşitliliğine bakın, ne kadar yaratıcı olduğunuzu görün. Küçük bir kasabanın dört ayrı mahallesi varmış. Birinci mahallede 'Evetama'lar yaşıyormuş. 'Evetama'lar ne yapılması gerektiğini bildiklerini düşünürlermiş. Yapma zamanı geldiğinde ise 'evet, ama' diye yanıtlarlarmış. Yanıtları hep yanlış olurmuş. Suçu başkalarına atmakta da ustaymışlar.İkinci mahallede 'Yapıcam'lar yaşarmış. Ne yapacaklarını bilirlermiş. Kendilerini yapacakları şeye adım adım hazırlarlarmış ama yapacakları sırada şanslarını kaçırdıklarının farkına varırlarmış. Bu mahallede insanların dizleri dövülmekten yara bere içindeymiş. Yaşamı ertelememek için verdikleri kararı bile ertelerlermiş. üçüncü mahallede yaşayan 'Keşke'cilerin hayatı algılama güçleri mükemmelmiş. Neyin yapılması gerektiğini daima en isabetli şekilde bilirlermiş ama... her şey olup bittikten sonra. 'Keşke'cilerin de başları hep kanarmış, duvar...</description><author>Murat</author><category>Okunma: 353</category><pubDate>26.Mar.2010 13:46:54</pubDate></item><item><title>Nişan Alan Eşek</title><link>http://www.dorukcan.com/yazilar-goster-159-nisan_alan_esek.html</link><description>(öylesine birHikaye bu;AramızdakiEşekler alınmasın Lütfen )Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, deve tellal iken,Memlekette bir padişah varmış. Tanrı göstermesin, anlatılmaz bir kıtlık baş göstermiş. Bir zamanlar yediği önünde, yemediği ardında, bir eli yağda bir eli balda olan insanlar, bir dilim kuru ekmeğin yoksunu olmuşlar.Padişah bakmış ki kıtlık halkı kırıp geçirecek, bunu önleyici bir çıkar yol aramış. Sonunda, memleketin dört biyanına, sokak sokak, köşe bucak çığırtkanlar salmış. çığırtkanlar Padişah fermanını şöyle bağırırlarmış:- Ey ahali!.. Duyduk duymadık demeyin!... Her kimin devlete bir hizmeti, vatana bir yararlığı olmuşsa, koşup saraya gelsin! Padişahımız efendimiz onlara nişanlar verecek!..İnsanlar, açlığı, yokluğu, derdi, borcu, harcı unutup, Padişahtan nişan almak sevdasına düşmüşler. Padişahta yapılan hizmetin büyüklüğüne göre çeşit çeşit nişanlar varmış. Birinci dereceden altın yaldızlı nişan, ikinci dereceden altın suyuna batmış nişan, üçüncü dereceden gümüş k...</description><author>Dorukcan</author><category>Okunma: 125</category><pubDate>23.Şub.2010 16:43:52</pubDate></item><item><title>Vefa duygusu vvee Vefasızlık</title><link>http://www.dorukcan.com/yazilar-goster-158-vefa_duygusu_vvee_vefasizlik.html</link><description>Bir kurdu avcılar fena halde sıkıştırmıştır. Kurt ormanda oraya buraya kaçmakta, ancak peşindeki avcıları bir türlü ekememektedir. Canını kurtarmak için deli gibi koşarken bir köylüye rastlar. Köylü elinde yabasıyla tarlasına girmektedir. Kurt, adamın önüne çöker ve yalvarmaya başlar.'Ey insan ne olur yardım et bana, peşimdeki avcılardan kaçacak nefesim kalmadı, eğer sen yardım etmezsen biraz sonra yakalayıp öldürecekler. Köylü bir an düşündükten sonra yanındaki boş çuvalı açar, kurda içine girmesini söyler. çuvalın ağzını bağlar, sırtına vurur ve yürümeye devam eder. Birkaç dakika sonra da avcılara rastlar.Avcılar köylüye bu civarda bir kurt görüp görmediğini sorarlar, köylü 'görmedim' der ve avcılar uzaklaşır. Avcıların iyice uzaklaştığından emin olduktan sonra köylü sırtındaki torbayı indirir, ağzını açar, kurdu dışarı salar.'çok teşekkür ederim' der kurt, 'Bana büyük bir iyilik yaptın' 'önemli değil' der köylü ve tarlasına gitmek üzere yürümeye başlar. 'Bir dakika' diye seslenir ku...</description><author>Dorukcan</author><category>Okunma: 524</category><pubDate>16.Şub.2010 16:28:24</pubDate></item><item><title>İnsan Olun Yavrularım</title><link>http://www.dorukcan.com/yazilar-goster-157-insan_olun_yavrularim.html</link><description>Baba köpekle ana köpek, yavru köpekleri çevrelerine toplamışlar, onlara köpeklik dersi veriyorlardı. Baba köpek, dersinin sonunu şöyle bitirdi: - Yavrularım! Hayatta köpek olmaya çalışın. Hiçbir zaman köpeklikten ayrılmayın. Yavrular: - Ne yapalım da köpek olalım? Köpek olmanın yolları nelerdir?.. diye sordular.Baba köpek, - çok kolay, dedi. Bizi örnek alın. Anneniz ve ben ne yapıyorsak, siz de onu yapın! Yavru köpekler, baba köpekle ana köpeğe baktılar. Onlar ne yapıyorlarsa öyle yaptılar. Havladılar. Bekçilik ettiler. Sadık oldular. çiftleştiler ve yavruladılar.Baba köpekle ana köpek, çocuklarını yine çevrelerine topladılar. Baba köpek onlara, - Yavrularım, dedi. Siz artık yetiştiniz. Hepiniz iyi birer köpek oldunuz. Biz de ölüyoruz. Hepinizden memnunuz. Hiçbir zaman köpeklikten ayrılmadınız. Emeklerimiz boşa gitmedi. Hakkımız helal olsun. Allah sizden razı olsun.Sığır, manda, hamsi, balina, deve, fil, yılan, koyun, yeryüzünde ne kadar baba hayvan ve ana hayvan varsa, yavrularına ken...</description><author>Dorukcan</author><category>Okunma: 343</category><pubDate>16.Şub.2010 16:07:56</pubDate></item><item><title>Tehlikeli Cehalet</title><link>http://www.dorukcan.com/yazilar-goster-156-tehlikeli_cehalet.html</link><description> Ayın dünyadan uzaklığını bilmemek 'tehlikesiz cehalet'tir. Bunu bilmezseniz 'tehlikesi yoktur'. Ama önünüzdeki çukuru göremezseniz, bu 'TEHLİKELİ CEHALET' olur. çukura düşer ve kurtarılmayı bekleyerek debelenirsiniz. Belki birisi sesinizi duyar ve sizi kurtarır. Ama artık siz kendinizi 'onun sizi kurtardığı duygusu'ndan kurtaramazsınız. Eğer o çukurdan kendi gücünüzle çıkabilirseniz özgüveniniz artar. Bağımlılıkla bağımsızlık arasındaki fark kısaca budur. PROF. DR. ERDAL ATABEKDurumunuzu bilirseniz belki kendinize yardım edebilirsiniz. Ama başkasının kolunda yürürken kendinizi bağımsız sanarsanız, işte bu 'TEHLİKELİ CEHALET'tir. Bugün Türkiye'yi bağımsız sanmak, bu nedenle 'tehlikeli cehalet'tir. Gönlü Arap ülkelerinde, beyni Amerika'ya ipotekli, cebi uluslararası sermayeye çengelli bir siyasal iktidarla Türkiye bağımsız olamaz. Atatürk Türkiye'si ile bugünkü ülkemiz arasındaki farkı görmemek, görüp de kabul etmemek, kabul edip de Atatürk'ü eleştirmek 'TEHLİKELİ CEHALET'tir. Atatürk'ü...</description><author>Murat</author><category>Okunma: 113</category><pubDate>19.Oca.2010 09:57:17</pubDate></item><item><title>Köprü</title><link>http://www.dorukcan.com/yazilar-goster-155-kopru.html</link><description> Bir zamanlar, birbirine bitişik iki çiftlikte yasayan iki erkek kardeş vardı. Günlerden bir gün bu iki kardeş arasında bir anlaşmazlık baş gösterdi. İki kardeş arasında o zamana değin ilk kez görülen anlaşmazlık, giderek büyüdü ve kardeşler arasında ayrılığa neden oldu. İki kardeş, birbirlerine yalnızca küsmekle kalmadılar, yıllardır ortaklaşa kullandıkları tarım makinelerine değin sahip oldukları tüm araç gereçlerini ve mal varlıklarını da ayırdılar. Küçük bir yanlış anlama sonucu başlayan anlaşmazlığı izleyen ayrılık, giderek büyüyen bir uçuruma dönüştü ve en sonunda yerini, karşılıklı kullanılan hoş olmayan sözlere bıraktı. Bunun arkasından da beklenenler oldu ve kardeşler arasında önce şiddetli bir kavga, sonra da ürkütücü bir sessizlik yaşanmaya başladı. Bir sabah, bu iki kardeşten büyüğünün kapısına bir usta geldi. Elinde büyük bir marangoz çantası vardı. Ev sahibinden geçici bir iş istedi : - “Yapılacak ufak tefek bir işiniz varsa, size yardımcı olmak isterim”, dedi. “Elimden h...</description><author>Murat</author><category>Okunma: 123</category><pubDate>18.Ara.2009 10:20:15</pubDate></item><item><title>Sen, Bir Başka Ben !</title><link>http://www.dorukcan.com/yazilar-goster-154-sen_bir_baska_ben.html</link><description> Her sabah uyandığımda kendimle buluşuyorum banyonun aynasında. “Günaydın!” diyorum kendime. Günaydın yeni güne, sevgiyle… Bazen gecenin derinliğinde bambaşka âlemlerde geçirdiğim anların etkisiyle darmadağınık uyanıyorum, dinlenmiş bir bedenin içinde yorgun, bir o kadar karışık zihnimle. Bazen bir duyguyla yüklendiğimi farkediyorum umarsızca. Hatırlıyorum bazılarını apaçık, bazıları ise kaybolmuş benliğimde… Kimi zaman apaydınlık uyanıyorum. Bir ben görüyorum aynadaki yansımamda benden içeri mevlana misali…Bir sürü benim var rüyalarımda yaşadığım.. Hiçbirini göremiyorum, sadece hissediyorum . Keşifteyim kendimi sevgimle… Uyku dünyamda bunları yaşarken gerçek diye ifade ettiğim dünyamda ise her şey bambaşka… Başka aynalar var baktığım, başka yüzler, başka gözler var kendimi bulduğum.Kendimi görüyorum herkesin benliklerinde, dışarı yansımalarında, tepkilerinde, kabullenişlerinde, isyanlarında , sevgilerinde , aşklarında ,tüm ifadelerinde.. Nasıl aynada kendimi görüyorsam onlara bakınca ...</description><author>Murat</author><category>Okunma: 114</category><pubDate>18.Ara.2009 10:10:48</pubDate></item><item><title>Bunları Biliyor musunuz?</title><link>http://www.dorukcan.com/yazilar-goster-153-bunlari_biliyor_musunuz.html</link><description>Hepimizin beslenme ve sağlık hakkında kulaktan dolma bilgileri vardır. Bazıları yanlış olsa da, çocukluktan beri aklımızdan kalanları uygulamaya devam ederiz. İşte size beslenmeyle ilgili birkaç işe yara bilgi: Kahve sanıldığı kadar korkutucu bir besin değildir. Bilimsel araştırmalara göre, düzenli olarak belirli miktarda alınan kafein, yüksek kolesterolün olumsuz etkilerinden koruyor. Kafeinin kandaki zararlı maddelerin beyne geçişinin engellediği gözlemlenmiş. Kandaki yüksek kolesterol seviyesi, kan beyin bariyerleri ile ilgilidir. Kandaki zararlı maddelerin beyne ulaşmasını engelleyen bu bariyerlerin işlemesinde, beyin damarlarındaki geçirgensizliği sağlayan, tight junction proteinleri önemli rol üstlenir. Söz konusu proteinler dağıldıklarından, kan beyin bariyerleri gerginleşir ve zararlı maddeler girişini etkili şekilde engelleyemez hale gelir. Geçirgen bir kan beyin bariyerinin ise, her şeyden önce alzheimer gibi hastalıklarda bellek kaybını önlediği iddia edilir. Bazı kişilerin ...</description><author>Murat</author><category>Okunma: 103</category><pubDate>14.Ara.2009 00:16:11</pubDate></item><item><title>Annemin Hiç Fotoğrafı Yoktu</title><link>http://www.dorukcan.com/yazilar-goster-152-annemin_hic_fotografi_yoktu.html</link><description>Annemle ilgili bir anımı bir de annemin fotoğrafım istemişsiniz.Annemin hiç fotoğrafı yoktu. 1926 yılında yirmi altı yaşındayken veremden ölen annem bütün yaşamında resim çektirmedi. çünkü o zaman bizim ortamımızda - yeni kuşaklar pek şaşacaklar belki de - resim çektirmek günah sayılırdı. Yalnız askerlik gibi resmi işleri için erkekler vesikalık resim çektirirlerdi. Annem ölüm döşeğindeyken ben okuduğum yatılı okuldan çoktan kaçmıştım; ama bunu annem de babam da bilmiyordu. ölümünden üç gün öncesinden beni annemin yanına sokmuyorlardı. ölümünden bir gün önceydi. Annemi yattığı odanın kapısından içerde konuvveeshy;şulanları dinliyordum. Annemin şu sözlerini duydum;-Oğlum yatılı okulda ya artık gözlerim açık gitmeyeceğim… Oysa ben bir okul kaçağıydım. Parasız yatılı okuldan kaçmıştım. Annemin bu sözlerini duyunca ağlayarak evden çıktım. O zaman on bir yaşındaydım. Ertesi gün de annem öldü. Sesi hep kulağımdaydı. - vveelaquo;Oğlum yatılı okulda ya artık gözlerim açık gitmeyeceğim..vveeraq...</description><author>Dorukcan</author><category>Okunma: 162</category><pubDate>07.Eki.2009 17:16:35</pubDate></item><item><title>Derler ki Cansız Söver</title><link>http://www.dorukcan.com/yazilar-goster-151-derler_ki_cansiz_sover.html</link><description>KAYBOLAN AT Adamın biri çok sevdiği atını kaybeder. çok üzülür. Aramaya koyulur. Uzun süre arar ama bulamaz. Daha sonra şöyle der: “Eğer bu atı bulursam yemin olsun, şart olsun bir daha onun üzerinden inmeyeceğim” aradan zaman geçer. Atını bulur. Yaptığı yemin üzerine atına biner ve dolaşmaya başlar. Ama bu bitmeyecek bir dolaşmadır. Eğer attan inerse şart etmiş olacağını hatırlar. çözüm bulmak için Cansız Hocaya gelirler ve durumu anlatırlar.Hoca meseleye şu yorumu getirir: -Geceleyin atıyla bir ağaca yaklaşsın ve attan ağaca geçerek yere insin ve bir daha da böyle b.k yemesin. KO MüFTü…Yine problemli biri önce müftüye gider. Müftüden aldığı cevabı beğenmeyince adam bir de Cansız Hoca’ya sorayım der ve yanına gider. Meseleyi anlatır. Hoca’nın verdiği cevap herhalde müftününkinden daha ağır olacak ki, adam şöyle der:-Bu konuda … müftüsü şöyle dedi. Cansız:-Ko müftünün …. Adam kendi lehine bir fetfa istediği için tekrar müftü şu şekilde dedi. Hoca yukarıdaki sözü tekrar eder. Adam ısrar...</description><author>Dorukcan</author><category>Okunma: 141</category><pubDate>04.Eki.2009 18:25:39</pubDate></item><item><title>EMEK VE GÖZ NURU</title><link>http://www.dorukcan.com/yazilar-goster-150-emek_ve_goz_nuru.html</link><description> Küçükken, rahmetli babaannem pirinç ayıklıyordu. Bir tanesi yere düştü. Babaannem eğildi, aramaya başladı. Sağa bakıyor, sola bakıyor, bulmaya çalışıyordu. çocukluk işte,“aman babaanne, bir pirinç tanesi için bu kadar çaba harcamaya, yorulmaya değermi?” Dedim.Rahmetli ilk defa sertleşti bana karşı, öfkeyle doğruldu.“sen oturduğun yerden ahkam kesiyorsun, hiç pirinç üretilirken gördün mü? İnsanlar ne kadar zorluk çekiyorlar. Bir pirinç tanesinde kaç insanın göz nuru, alın teri, emeği, çilesi var biliyor musun?” Dedi.Utancımdan kıpkırmızı olmuştum. Aradan yıllar geçti. Hukuk fakültesinde öğrenciyim. Alain’in proposlarını okuyorum. Birden irkildim. Babaannemi hatırladım. Alain, bir insan yerde bir iğne görüp de eğilip almazsa, bütün uygarlığa karşı ihanet etmiş olur diyordu.İlave ediyordu. Bir iğnenin üretiminde binlerce insanın alın teri, göz nuru, el emeği vardır diyordu. On dokuz yıl evveldi stockholm’e gitmiştim. Bir otele yerleştim. Sabah traş olmak için lavaboya gittiğimde, aynanın...</description><author>Murat</author><category>Okunma: 166</category><pubDate>10.Eyl.2009 21:45:31</pubDate></item><item><title>KEMALİST OLMAK YÜREK İSTER...</title><link>http://www.dorukcan.com/yazilar-goster-149-kemalist_olmak_yurek_ister.html</link><description>KEMALİST OLMAK YüREK İSTER...Kemalist olmak zor zanaattir; öyle ha deyince olunmaz... Onurlu olacaksın bir kere, yürekli olacaksın, her kahpece girişimin önünde dimdik ayakta duracaksın, Şerefin en büyük silahın olacak, yeri gelecek nice şerefsizi bu silahla parçalayacaksın, Tükenmeyeceksin, yılmayacaksın... Zora geldin mi kaçmayacaksın... Yakılacaksın, asılacaksın, kahpece vurulacaksın ama asla ve asla durmayacaksın... Zor zanaattir Kemalist olmak dostlar; uğrunda ölmeyi bileceksin, varlığının sebebini teşkil Atana yaşamının her evresinde borcunu ödemek için çalışacaksın, Vurguna, talana karşı duracaksın, yalandan, riyadan uzak duracaksın, Köylüyü efendin sayacaksın, ezilenin yanında olacaksın bunları yaparken çıkarsız karşılıksız olacaksın, ne veriyorsan yüreğinden vereceksin.... Zor zanaattir Kemalist olmak; bileceksin ki tek dostun bu yola baş koyanlardır, senin gibi Atanı anlayanlardır. Gün Gelecek gericisi çıkacak karşına, yobazı çıkacak buda yetmeyecek liboşu, ikinci cumhuriyetc...</description><author>Murat</author><category>Okunma: 300</category><pubDate>07.Eyl.2009 00:41:55</pubDate></item><item><title>Yediklerin Sana Kar kaldı.</title><link>http://www.dorukcan.com/yazilar-goster-147-yediklerin_sana_kar_kaldi.html</link><description>HüLLE YAPMAKBizim toplumumuz ataerkil bir yapıya sahiptir. Kadının söz hakkı pek yoktur. Bu durum kağıt üzerinde kaldırılsa bile fiiliyatta devam edeceğe benziyor. Kültürümüzde şart yapma geleneği vardır. Adam, bir işten dolayı yemin yapacağı zaman, üçten dokuza şart olsun dedi mi kadın bir anda boş oluyordu. Bu konuda fıkhı pek çok hükümler vardır. Bu cehaletten dolayı pek çok aileler dağılmıştır ve mağdur edilmiştir. Gelelim esas meselemize:Adamın biri bir işten dolayı üçten dokuza şart yapmış. İş olunca da hanımının kendisinden boş olduğu söylemiş. Bunun üzerine pişman olmuş. Maksadı hanımını bırakmak değilmiş. Hocalara sormuş. Aldığı cevaplarda, hanımının kendisinden boş olduğunu, onunla tekrar evlenebilmesi için geçici bir süreyle hanımının bir başkasıyla evlenip boşandıktan sonra, yani hülle (zevc-i aher) yapıldıktan sonra ancak evlenebileceğini belirtmişler. Adam çaresizlik içerisinde kıvranırken arkadaşları ona: -“Senin derdine ancak o çare bulur” diyerek Cansız Hocaya göndermi...</description><author>Dorukcan</author><category>Okunma: 175</category><pubDate>02.Eyl.2009 22:02:50</pubDate></item><item><title>Övüleceği öven sövüleceğe söven hoca!</title><link>http://www.dorukcan.com/yazilar-goster-145-ovulecegi_oven_sovulecege_soven_hoca.html</link><description>Trabzon'da bir efsane gibi anlatılandini sorulara nükteyleküfürle cevap vermesiyle meşhurCansız Hoca kim?..Mustafa Cansızoğlu ismi eğer Trabzonlu değilseniz size pek bir şey ifade etmeyecektir. Fakat onun yetiştirdiği din profesörügünümüzün parti lideri Yaşar Nuri öztürk'ü ise bilmeyen yoktur. Trabzon'da bir efsane gibi anlatılandini sorulara nükteyleküfürle cevap vermesiyle meşhur Cansız Hoca1990'larda ses kayıtları ortaya çıkan ama varlığı kanıtlanamayan Oflu Hoca'nın aksine gerçek..Mustafa Cansız1895-1975 yılları arasında yaşadı. ArapçaFarsçaçağataycaRumca bilgisii koyu CHP'li olmasıakademisyenlere taş çıkarır kültürüyle her yönden farklı bir din adamıydı. öğrencisi Prof. Dr. öztürk'e göre müstesna bir şahsiyet: 'Sadece ilim ve irfan birikimiyle değilbüyük zekasıhayranlık veren esprilerihvveeaacute;lvveeaacute; yararlandığımız öngörüleri ve engin insan sevgisiyle müstesnaydı. İslam adına sergilenen saptırmauydurma ve yanlışların altını çizerbunları yaparken övülecek olanı cömertçe ö...</description><author>Dorukcan</author><category>Okunma: 304</category><pubDate>26.Ağu.2009 01:26:02</pubDate></item></channel></rss>